Bi kere İstanbul’da yaşıosan arkadaşım kafanda hiç bi şey ama hiç bişi olmadan sadece yürümek için istiklalde sağa sola baka baka aşağıya doğru in, çünkü senden başka nelerin, kimlerin olduğu görebileceğin en rahat yer orası… Bir nevi insanat bahçesi gibi düşünebilirsin... hem bunlara kabuklu yemiş attığın da seni fark ederlerse maksimum ters ters bakarlar… Sonra o caddede yürüken sesleri dinlemelisin etraftan gelen… bazılarına gürültü gibi gelen o ses, benim yaşam sevincimin çığlıklarıdır belki… çok fazla insanla belli etmeden eşlik etmelisin müziğe, caddedeki ritme… Neden çok fazla belli etme diorum, oranın ahenginde kaybolabilesin die… Yoksa insanların bakışlarından o moda giremezsin…
Birkaç saniye sonra caddeyi gerçekten dinliyorsan, o kuş sesiyle “God Father” gibi öten adamı duyacaksındır zaten… “Ya bu adam manyak herhalde” diceksindir içinden…. DE…. Çünkü ben gerçekten o adamın hayat hikayesini çok marak ediorum… Hani çocukken sağlam bi travma sonucu böyle olduğunu düşünüorum… Hala yürüyo musun aşağıya doğru?
O zaman tramvayın sesindini de duydun…
Çiçek pasajının önünden geçerken azıcık da açsan hemen gir içeri… Solundan gelen, midye, kokoreç koklarına karşı gelemiceksin zaten… sonra tezgahın üzerinde midye dolmalar Alis Harikalar Diyarındaki gibi “ye beni, ye beni” diyecekler… YE… Çünkü birazdan içeceğin buz gibi biranın yanına harika gidecekler….
İstiklalden aşağı doğru inerken eğer o gün farklı bi tat arıosan çok sağlam şarapçılarda var orada.. Benim tercihim kendime benzettiğim gibi yarı tatlı şaraptır… İçmesi kolay, muhabbeti hoş, kafası güzel….
Artık biraz fazla çıkıyorsa kahkahalarının sesi oldun demektir… Asmalı artık seni kucaklamak için hazır… Bir sokağın çık diğerinden… İster iç ister sağdaki soldaki kokoşlara bak… Arkadaşlarınla anılar yarat kedine… Hava iise yanında ii muhabbet biri de varsa tünelin sonunda, tramvay durağının bitişinde bir set var otur oraya… Yudum yudum iç yaşıo olmanın verdiği büyük hazzı…
Çok ama çok fazla şey söylendi istiklal için bu güne kadar… Bende bi kaç laf etmeden geçip gitmiim şu hayattan dedim… Sonra anladım ki çok kalabalıksa etrafın kendini ait hissetiğin bi yerler arıo insan… Çok güvenli diil biliorum ama İstiklal de benim için bu sanırım…
Çok büyük bi aksaklık yoksa hayatımda, genelde Cuma yada Cumartesi buralardayım ben… Biraz konuşmak, biraz dertleşmek, eee tabi azıcıkta içmek için beklerim hep… Modumdaysam fal bile bakabilirim belki…
İstiklal çok kalabalık insanlar üstüme üstüme geliyo die çok sinirlenme… Sende onların üstüne gidiosun di mi sonuçta?